İklim Masası’nın 9 Eylül’de düzenlediği çevrimiçi basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum ve Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin COP31 başkanlığındaki liderlik iddiasını ulusal iklim politikalarında somut adımlarla desteklemesi gerektiğini söyledi. Uzmanlar, kömür konusunda taahhüt verilmesi, Ulusal Katkı Beyanı’nın güçlendirilmesi ve Küresel Metan Taahhüdü’ne katılım çağrısında bulundu.
Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Mazlum, Türkiye gibi orta büyüklükteki güçlerin uluslararası etkisini artırabilmesinin, koalisyonlarda sürükleyici rol üstlenmesine ve söylediklerini uygulayarak güven kazanmasına bağlı olduğunu belirtti. Türkiye’nin ulusal hedeflerini yükseltmesi ve fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik karar açıklaması halinde COP başkanlığını dış politikada yeni bir etki alanına dönüştürebileceğini söyledi.

İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Şahin, Türkiye’nin başkanlık için iki hedef öne çıkardığını aktardı: Elektrifikasyon hedefinin ülkeler tarafından benimsenmesi ve azaltım ya da uyum projelerini finansman kaynaklarıyla buluşturacak “Uygulama Köprüsü”nün kalıcı bir mekanizmaya dönüştürülmesi.
Şahin, bu iki hedefin gerçekleşmesinin Türkiye açısından başarı sayılabileceğini, uluslararası iklim camiasının ise finansman ve fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda da ilerleme beklediğini söyledi. Türkiye’nin fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecini ne ölçüde sahipleneceğinin henüz belli olmadığını belirterek bu konunun konuşulmadığı bir zirvenin iklim camiasındaki birçok kişi tarafından başarısızlık olarak değerlendirileceği görüşünü dile getirdi.
Mazlum’a göre iklim finansmanı, Antalya’daki müzakereleri tıkayabilecek başlıca konulardan biri. Mazlum, gelişmekte olan ülke gruplarının 300 milyar dolarlık finansmanın kamu kaynaklarından sağlanmasını güvenceye alacak bir yol haritası istediğini aktardı. Savaşlar ve artan savunma harcamalarının iklim finansmanını baskıladığını, finansman anlaşmazlıklarının uyum görüşmelerini de zorlaştırabileceğini belirtti.
Mazlum, Mitigasyon (Azaltım) Çalışma Programı’nın devam edip etmeyeceğinin de COP31’de görüşüleceğini söyledi. Bazı gelişmekte olan ülke gruplarının programın sürmesini yeterli finansman sağlanması ve yeni hedef ya da taahhüt istenmemesi gibi koşullara bağladığını anlattı. Programın devamlılığını, azaltım çabalarında ortak ilerlemenin korunması açısından bir başarı ölçütü olarak değerlendirdi.
Türkiye’nin öne çıkardığı “uygulama COP’u” yaklaşımını da değerlendiren Şahin, uygulamanın yalnızca yatırımlara kaynak bulmakla sınırlanmaması; Paris Anlaşması’nın şeffaflık, hedeflerin yükseltilmesi ve finansman ilkelerini kapsaması gerektiğini belirtti. Mazlum ise elektrifikasyon hedefinin fosil yakıtlardan uzaklaşma, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği hedefleriyle ilişkilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Şahin, zirve öncesinde Türkiye’den en azından yeni kömürlü santral yapmama taahhüdü beklediğini söyledi. Plastik atık ithalatının yasaklanması ve kömürden uzaklaşma girişimlerine katılım da önerdiği adımlar arasında yer aldı. Mazlum ise Türkiye’nin Küresel Metan Taahhüdü’ne katılmasının başka ülkeleri de bu yönde harekete geçirebileceğini belirtti.
Günlük turizm gazetesi


