Lüksemburg Ekonomi, KOBİ, Enerji ve Turizm Bakanı Lex Delles ile Düsseldorf’ta bir araya gelen Hüseyin Baraner, görüşmenin ardından Türkiye–Lüksemburg turizm ilişkilerine yönelik değerlendirmelerini TurizmPolitika ile paylaştı.
Lüksemburg’un Türkiye’nin Avrupa’daki tanıtım ve pazarlama çalışmalarında uzun yıllardır ayrı bir pazar olarak yeterince ele alınmadığını belirten Baraner, ülkeden Türkiye’ye yönelik gerçek talebin yalnızca Lüksemburg çıkışlı ziyaretçi rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Baraner; Türkiye workshop’u, seyahat acentelerine yönelik bilgilendirme ve eğitim programları, B2B buluşmaları ve tanıtım gezilerinin Lüksemburg pazarındaki büyümeyi destekleyebileceğini ifade etti.
“Türkiye’nin çeşitlendirilmiş turizm potansiyelini anlattım”
Sayın Lex Delles ile yaptığınız görüşmede Türkiye–Lüksemburg turizm iş birliği için hangi somut proje veya öneriler gündeme geldi? Bunlardan hangisinin hayata geçirilmesi konusunda karşılıklı irade oluştu?
Sayın Lex Delles, oldukça genç bir bakan olmasına rağmen siyasette ve kamu yönetiminde önemli bir deneyime sahip. Görüşmemiz sırasında Türkiye’ye karşı çok samimi ve güçlü bir sempatisi olduğunu da açık biçimde hissettim.
Ben kendisine özellikle Türkiye’nin turizmde sahip olduğu büyük ve çeşitlendirilmiş potansiyeli anlattım. Türkiye’nin yalnızca deniz-kum-güneş destinasyonu olmadığını; kültür, gastronomi, sağlık, wellness, şehir turizmi, doğa, aktif turizm ve Anadolu turları açısından Lüksemburglu ziyaretçilere çok farklı ürünler sunabileceğini vurguladım.
Aynı zamanda Lüksemburg’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının mevcut seviyenin çok üzerine çıkarılabileceğini ve bunun için pazara özel, sürekli ve profesyonel bir çalışma yapılması gerektiğini ifade ettim.
Bu ilk görüşmemizde belirli bir proje üzerinde resmî bir karar alınmadı. Ancak turizm alanındaki diyaloğun devam ettirilmesi konusunda karşılıklı olarak son derece olumlu bir yaklaşım oluştu. Sayın Bakan’ın Ankara ziyaretinin ardından kendisiyle Lüksemburg’da yeniden bir araya gelmeyi planlıyorum. Bu ikinci görüşmede daha somut iş birliği olanaklarını ele almak istiyoruz.
“Ankara ziyaretinden sonra tablo daha netleşecek”
Sayın Delles’in ekim ayında Ankara’da gerçekleştirmesi beklenen temasların tarihi ve görüşeceği kurumlar belli oldu mu? Ziyaretin gündeminde turizme ilişkin imzalanması veya karara bağlanması beklenen somut bir başlık bulunuyor mu?
Sayın Delles bana Ankara ziyaretinin ekim ayında gerçekleşeceğini ifade etti. Kendisi Lüksemburg’da Ekonomi, KOBİ, Enerji ve Turizm Bakanı olduğu için ziyaretin ağırlıklı gündeminin ekonomik ilişkiler ve iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği olacağını düşünüyorum.
Dolayısıyla Türkiye’de ekonomi alanındaki bakanlıklar, kurumlar ve iş dünyası temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirmesi beklenebilir. Turizm de doğrudan kendi bakanlık görev alanlarından biri olduğu için Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile de temas kurulmasının son derece doğal ve yararlı olacağı kanaatindeyim.
Ancak şu aşamada ziyaret programının ayrıntıları veya turizm alanında imzalanması planlanan somut bir anlaşma konusunda elimde teyit edilmiş resmî bilgi bulunmuyor. Ankara ziyaretinden sonra bu konuda tablonun çok daha netleşeceğini düşünüyorum.
“Lüksemburg’u Avrupa turizm pazarında gözden kaçırdık”
Lüksemburg’dan Türkiye’ye 2025 yılında 19 bin 309 ziyaretçi geldi. İki ülke arasındaki doğrudan uçuşlara rağmen bu sayının sınırlı kalmasının sizce en önemli nedeni nedir?
Bana göre bunun en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin Avrupa’daki tanıtım ve pazarlama çalışmalarında Lüksemburg’un uzun yıllardır yeterince ayrı bir pazar olarak ele alınmamış olmasıdır. Bir anlamda Lüksemburg’u Avrupa turizm pazarında gözden kaçırdık.
Ben Lüksemburg pazarının potansiyelini çok eskiden beri biliyorum. Daha 1985 yılında Lüksemburg’dan Köln Havalimanı’na otobüs bağlantıları organize ederek buradaki ilk turistlerin Türkiye programlarına katılabilmelerini sağlamaya çalışıyordum.
Bugün de Lüksemburg’da yaşayanların önemli bir bölümü Türkiye seyahatlerini Almanya, Belçika, Hollanda veya kısmen Fransa pazarlarındaki tur operatörleri ve uçuş imkânları üzerinden gerçekleştiriyor. Bu nedenle gerçek Türkiye talebinin yalnızca Lüksemburg çıkışlı rakamlara bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Pazarda Türkiye’ye yönelik ilginin bulunduğunu gösteren güzel örnekler de var. Örneğin Merke Tour, Anadolu ve Türkiye ağırlıklı kültür turları düzenliyor ve bu alanda başarılı çalışmalar gerçekleştiriyor.
Ben Lüksemburg’da özellikle kültür, gastronomi, İstanbul, Kapadokya, Ege, Akdeniz, sağlık ve kaliteli tatil ürünleri açısından ciddi bir büyüme potansiyeli görüyorum. Ancak bunun gerçekleşmesi için pazara gitmek, seyahat acenteleriyle birebir çalışmak ve Türkiye’yi sürekli gündemde tutmak gerekiyor.
Bu nedenle 2027 yılı içerisinde Lüksemburg’daki seyahat acenteleri ve sektör temsilcileriyle Türkiye odaklı özel bir workshop gerçekleştirilmesinin son derece yararlı olacağına inanıyorum ve bu yönde bir çalışma başlatmayı düşünüyorum.
“Lüksemburg ayrı bir mikro pazar olarak ele alınmalı”
Lüksemburg pazarından Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısını artırmak amacıyla 2027 sezonu için ortak tanıtım kampanyası, tur operatörü programı veya yeni uçuş planlaması üzerinde çalışılıyor mu? Varsa çalışmanın tarafları ve hedefi nedir?
Şu anda benim bilgim dâhilinde 2027 yılı için tarafları ve bütçesi kesinleşmiş ortak bir kampanya veya yeni bir uçuş programı bulunmuyor. Ancak tam da bu nedenle Lüksemburg’un üzerinde sistematik biçimde çalışılması gereken bir pazar olduğunu düşünüyorum.
Lüksemburg, coğrafi olarak Türkiye’ye yoğun turist gönderen Almanya, Belçika, Hollanda ve Fransa gibi büyük kaynak pazarlara çok yakın. Lüksemburglu tüketiciler de bu ülkelerdeki tur operatörlerinin ve havalimanlarının sunduğu imkânlardan yoğun biçimde yararlanıyor.
Bu durum bir taraftan istatistiklerin gerçek talebi tam olarak göstermesini zorlaştırıyor, diğer taraftan Türkiye açısından önemli bir fırsat yaratıyor.
Benim yaklaşımım, Lüksemburg’u yalnızca uçuş sayıları üzerinden değerlendirmek yerine ayrı bir mikro pazar olarak ele almak. Seyahat acenteleri, tur operatörleri, medya, havayolları ve turizm kurumlarının birlikte yer alacağı küçük ama hedefi çok net çalışmalar yapılabilir.
2027 için ilk etapta bir Türkiye workshop’u, seyahat acentelerine yönelik bilgilendirme ve eğitim programları, Türkiye’den turizm temsilcileriyle B2B buluşmalar ve mümkünse bir tanıtım/fam trip programı oluşturulmasını doğru buluyorum.
Lüksemburg küçük bir ülke olabilir ancak satın alma gücü yüksek ve kaliteli seyahat ürünlerine açık bir pazar. Bu nedenle ziyaretçi sayısını bugünkü seviyenin oldukça üzerine çıkarmak mümkündür.
“Aktif görev üstlenebilirim”
Ekim ayındaki Ankara ziyaretinin ardından gelişmeleri takip edecek ortak bir turizm çalışma grubu ya da düzenli görüşme mekanizması kurulması gündemde mi? Bu konuda sizin veya temsil ettiğiniz kuruluşların üstleneceği bir görev olacak mı?
Şu aşamada resmî olarak kurulmuş veya kararlaştırılmış ortak bir turizm çalışma grubu bulunmuyor. Ancak ben böyle bir mekanizmanın son derece yararlı olacağına inanıyorum.
Turizm ilişkilerinde yalnızca bakanlıklar arasındaki resmî görüşmeler yeterli olmuyor. Bunun devamında tur operatörlerinin, seyahat acentelerinin, havayollarının, destinasyonların ve özel sektör temsilcilerinin de sürece dâhil edilmesi gerekiyor.
Sayın Delles’in Ankara ziyaretinden sonra kendisiyle Lüksemburg’da tekrar görüşmeyi planlıyorum. Bu görüşmede Türkiye ile Lüksemburg arasında turizm alanında nelerin somut olarak yapılabileceğini daha ayrıntılı biçimde ele almak isterim.
Ben de uzun yıllardır Avrupa turizm pazarında çalışan bir turizmci olarak gerek TÜRSAB’ın yurt dışı danışmanı sıfatımla gerekse Dünya Kardeş Kentler Turizm Forumu Genel Sekreteri olarak bu ilişkilerin geliştirilmesine katkı vermeye hazırım.
Özellikle Lüksemburg’daki seyahat acenteleriyle Türkiye workshop’u düzenlenmesi, B2B bağlantılar kurulması, Türkiye destinasyonlarının pazara tanıtılması ve iki ülke turizm sektörleri arasında sürekli bir iletişim ağı oluşturulması konusunda aktif görev üstlenebilirim.
Benim için burada temel hedef sadece Lüksemburg’dan Türkiye’ye birkaç bin turist daha getirmek değildir. Asıl önemli olan, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir Türkiye–Lüksemburg turizm köprüsü oluşturmaktır.
Hüseyin Baraner TÜRSAB Yurt Dışı Danışmanı Dünya Kardeş Kentler Turizm Forumu Genel Sekreteri
Günlük turizm gazetesi


