Türkiye, iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer alıyor. Bu karanlık tablo, iş güvenliği denetimlerinin etkinliğini ve tarafsızlığını tartışmaya açıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan İş Teftiş Tüzüğü ve İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği tasarıları, iş sağlığı ve güvenliği denetimlerini kamu otoritesinden uzaklaştırarak özel sektöre devretmeyi öngörüyor. Uzmanlar, bu yaklaşımın denetim süreçlerinde bağımsızlığı ve etkinliği zayıflatacağını ifade ediyor.

Denetimlerde Bağımsızlık Sorunu ILO’nun 81 sayılı Çalışma Sözleşmesi’ne göre iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin, bağımsız ve teknik uzmanlık gerektiren birimler tarafından yapılması şarttır. Ancak Türkiye’deki taslak düzenlemeler, bu denetimleri "işin yürütümü" ile birleştirerek, iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzmanlaşmayı göz ardı ediyor. Denetim süreçlerinin tarafsızlığını güvence altına almak yerine, işverenlerin çıkarlarına zarar vermemek için müfettişlerin yetkilerini kısıtlamak hedefleniyor. Bu durum, iş kazalarının önlenebilirliğini büyük ölçüde azaltabilir.

Kamu Denetiminin Önemi Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, Avrupa Birliği yönergelerine uygun olarak hazırlanmıştır. Ancak uygulamada, denetimlerin yetersizliği ve kamu denetiminin zayıflaması, iş kazalarının önlenememesinin temel nedenleri arasında yer alıyor. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda düzenlenen iş güvenliği denetimlerinde, re’sen teftiş yetkisinin kaldırılması, işçilerin yaşamını tehlikeye atan bir eksiklik olarak değerlendiriliyor.

Uzman Görüşleri ve Çözüm Önerileri Uzmanlara göre, iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin kamu kontrolü altında yürütülmesi, sistemin şeffaflığını ve güvenilirliğini artıracaktır. Teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren bu denetimlerin, mühendis kökenli müfettişler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, denetim mekanizmasının ayrı bir İş Güvenliği Denetim Kurumu altında yapılandırılması, hem bağımsızlık hem de etkinlik açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Hukuki Dayanak ve Riskler İş Kanunu’nun 91. maddesi, çalışma hayatının denetlenmesi görevini devlete vermiştir. Ancak denetim süreçlerinin özelleştirilmesi, işverenin kâr odaklı yaklaşımını ön planda tutarak, işçilerin yaşam hakkını tehlikeye atmaktadır. Avrupa’da iş kazalarının düşük olmasının temel nedenlerinden biri, denetim süreçlerinin kamu otoritesinde ve sıkı bir kontrol altında olmasıdır. Türkiye’nin bu yaklaşımdan uzaklaşması, iş sağlığı ve güvenliğinde telafisi imkânsız kayıplara yol açabilir. Acil çağrı Türkiye’nin iş kazalarındaki olumsuz karnesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ticari bir faaliyet olmaktan çıkarılıp, sosyal devlet anlayışıyla ele alınması gerektiğini gösteriyor. İnsan hayatını merkeze alan, tarafsız ve kamu denetiminde bir iş sağlığı sistemi inşa etmek, toplumun her kesiminin ortak sorumluluğudur.