İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026/1 Tahsis Şartnamesi ile turizme açılan alanları TBMM gündemine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle verilen yazılı soru önergesi, 6 Mayıs 2026’da Meclis Başkanlığına ulaştı.
Önergenin özetinde, Bakanlık tarafından yayımlanan 2026/1 Tahsis Şartnamesi ile turizme açılan alanlara ilişkin sorular yer aldı. TBMM kayıtlarına göre önergenin 15 günlük cevaplanma süresi devam ediyor.
Tahsis Alanları Soruldu
Akın, önergesinde Türkiye’nin farklı bölgelerindeki kamu taşınmazlarının turizm yatırımı adı altında 49 yıllığına yerli ve yabancı girişimcilere tahsis edilmesinin önünün açıldığını savundu. Metinde, bu taşınmazlar arasında yalnızca kıyı alanları veya boş araziler değil, orman vasfı taşıyan alanların da yer aldığı ileri sürüldü.
Önergede Antalya, Artvin ve özellikle Muğla Bodrum’daki bazı orman statüsündeki arazilerin otel ve turizm tesisleri için yatırım alanı olarak tanımlandığı belirtildi. Akın, Muğla Bodrum Yabçiftliği’nde yaklaşık 325 dönümlük alanın turizm tahsisine açılması kararında hangi kamu yararının gözetildiğini sordu.
Milletvekili Akın’ın ilk sorusu, 2026/1 Tahsis Şartnamesi kapsamında turizme açılan toplam alanın büyüklüğüne odaklandı. Bu alanların ne kadarının orman vasfında olduğunun da Bakanlık tarafından açıklanması istendi.
Orman ve ÇED Başlığı
Akın, orman statüsündeki alanların turizm yatırımlarına açılmasının hangi bilimsel ve ekolojik gerekçelere dayandırıldığını sordu. Muğla Bodrum Yabçiftliği için hazırlanmış bir ÇED raporu bulunup bulunmadığı, varsa bunun neden kamuoyuyla paylaşılmadığı da önergedeki başlıklardan biri oldu.
Önergede, 49 yıllık tahsis süresi boyunca bu alanların fiilen özel mülkiyet gibi kullanılmasının önüne geçecek mekanizmaların neler olduğu soruldu. Tahsis edilen alanlarda kesilecek ağaç sayısı ve yok edilecek doğal habitatlara ilişkin bir envanter çalışması yapılıp yapılmadığı da Bakanlığın yanıtlaması istenen sorular arasında yer aldı.
Akın, turizm yatırımı adı altında orman alanlarının yapılaşmaya açılmasının Bakanlığın sürdürülebilir turizm politikasıyla nasıl bağdaştırıldığını da gündeme getirdi. Ayrıca bu tahsislerin yerel halkın kullanım hakkını kısıtlayacağı yönündeki eleştirilere Bakanlığın yanıtı soruldu.
Son bölümde, tahsis süreçlerinde hangi şirketlerle görüşüldüğü ve hangi yatırımcılara öncelik tanındığına ilişkin bilgi talep edildi. Akın, kamuya ait doğal alanların uzun vadeli tahsisi yerine neden kamusal ve ekolojik turizm modellerinin tercih edilmediğini de Bakanlığa yöneltti.
Günlük turizm gazetesi



