Turizm ve Araştırma Dergisi’nde yayımlanan yeni araştırma, Karabağ’da gastronomi turizminin bölgesel kalkınma ve kültürel görünürlük açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ortaya koydu. Elgun Ibrahimli ve Oğuz Çam imzalı çalışma, Karabağ’ın gastronomi turizmi üzerinden ekonomik ve sosyo-kültürel etkilerini değerlendirdi.

Araştırma, derginin 2026 yılı 15. cilt 1. sayısında yayımlandı. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanıldı; veriler literatür taraması tekniğiyle toplandı ve betimsel analiz yöntemiyle değerlendirildi.

Haber içi görsel
TurizmPolitika

Mutfak Mirası ve Yerel Kalkınma

Çalışmaya göre Karabağ, antik dönemlere uzanan mutfak mirası, yerel ürünleri, et yemekleri, pilav çeşitleri, hamur işleri ve özgün lezzetleriyle gastronomi turizmi açısından güçlü bir potansiyele sahip. Araştırmada, gastronomi turizminin yalnızca yeme-içme deneyimi sunmadığı; aynı zamanda bölgenin ekonomik kalkınması, istihdam olanakları ve yerel üreticilerin pazara erişimi açısından da önem taşıdığı belirtildi.

Araştırmanın giriş bölümünde, Karabağ mutfağının geleneksel Azerbaycan mutfağının önemli bir parçası olduğu vurgulandı. Bölgenin gastronomi turizmiyle desteklenmesinin, yeniden inşa sürecinde küçük işletmeler, yerel üreticiler ve istihdam açısından fırsatlar oluşturabileceği ifade edildi.

Çalışmada, Karabağ’da gastronomi turizmini destekleyen unsurlar arasında Şuşa’da düzenlenen Uluslararası Gastronomi Festivali de yer aldı. 2022 yılından bu yana gerçekleştirilen festivalin, Azerbaycan mutfağının zenginliğini ve Karabağ’ın kültürel mirasını uluslararası alanda tanıtma bakımından önemli bir başlangıç noktası olduğu kaydedildi.

Otel ve Yeme İçme Verileri

Araştırmada kullanılan verilere göre Karabağ bölgesinde otelcilik sektörü 2018-2024 arasında belirgin bir büyüme gösterdi. Toplam otel sayısı 2018’de 5 iken 2024’te 18 oldu. Aynı dönemde yatak kapasitesi 236’dan 3296’ya yükseldi.

İstihdam tarafında da dikkat çekici bir artış kaydedildi. Otellerde personel sayısı 2018’de 16 iken 2024’te 318’e çıktı. Konaklayan kişi sayısı aynı dönemde 2652’den 46432’ye, konaklama sayısı ise 3198’den 65477’ye yükseldi.

Çalışmada, 2020 yılında COVID-19 pandemisi nedeniyle konaklama ve gelir göstergelerinde geçici düşüş yaşandığı, 2021’den itibaren ise hızlı toparlanma sürecine girildiği belirtildi. Araştırmaya göre özellikle 2022-2024 döneminde hem arz kapasitesi hem de gelir düzeyleri güçlü biçimde arttı.

Otel gelirleri de büyüme eğilimini destekledi. Çalışmada yer alan verilere göre otellerin gelirleri 2018’de 70 bin dolar iken 2024’te 4 milyon 527 bin 600 dolara ulaştı. Aynı dönemde giderlerin daha hızlı artması, bölgede altyapı yatırımları, kapasite genişlemesi ve yeniden yapılanma harcamalarının sürdüğüne işaret eden bir bulgu olarak değerlendirildi.

Yeme-içme ve gastronomi alanında hizmet veren işletmelerin sayısı da 2018’de 560 iken 2024’te 866’ya çıktı. Bu işletmelerin gelirleri 2018’de 15 milyon 582 bin 180 dolar düzeyindeyken 2024’te 30 milyon 416 bin 900 dolara yükseldi.

Sürdürülebilirlik İhtiyacı

Araştırmada gastronomi turizminin Karabağ üzerindeki sosyo-kültürel etkileri de ele alındı. Buna göre gastronomi turizmi, yerel mutfak kültürünün korunması, Karabağ mutfağının tanıtılması, kültürel etkileşimlerin artması ve bölgenin markalaşması açısından katkı sağlayabilir.

Çalışmada, gastronomi turizminin farklı kültürlerden insanları bir araya getirerek sosyal ve kültürel etkileşimi artırabileceği; yerel halkın kültürel kimliğini güçlendirebileceği ve Karabağ’ın uluslararası görünürlüğüne katkı sunabileceği belirtildi.

Bununla birlikte araştırma, Karabağ’ın gastronomi turizmi potansiyelini henüz tam olarak değerlendiremediği sonucuna ulaştı. Altyapının geliştirilmesi, yatırım ve devlet teşviklerinin artırılması, gastronomi haritası ve lezzet rotalarının oluşturulması, yerel mutfak ürünlerinde coğrafi işaretleme sistemi ve sürdürülebilir gastronomi uygulamaları öneriler arasında yer aldı.

Çalışma, gastronomi turizminin Karabağ için hem ulusal hem de uluslararası ölçekte ekonomik ve sosyo-kültürel katkılar sağlayabileceğini ortaya koyarken, olası risklere de dikkat çekti. Gıda atığı, çevre kirliliği, sosyo-kültürel uyuşmazlık ve artan talebe bağlı gıda fiyatları, planlama yapılmadığı takdirde izlenmesi gereken başlıklar arasında gösterildi.