Yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye’deki faaliyetlerini düzenleyen kanun teklifi, otelcilerle seyahat acentalarını karşı karşıya getirdi. Otel örgütleri daha fazla satış kanalına ulaşmak ve platformların ticari uygulamalarını kurallara bağlamak istiyor. Acentalar ise aynı hizmeti satacak işletmelerin farklı yükümlülüklere tabi tutulmasına itiraz ediyor.

TBMM komisyonunda kabul edilen metin, bu ayrışmanın nedenlerini ortaya koyuyor. Yabancı platformlara konaklama ve elektronik uçak bileti satma yetkisi verilirken, belirli birleşik satışlar paket tur kapsamının dışında bırakılıyor. Otellerin başka kanallarda farklı fiyat vermesini engellemek yasaklanıyor. Ancak yüzde 17 komisyon tavanı, ilk teklife göre daraltılarak yalnız yurt içinden yurt içine yapılan satışlara uygulanıyor.

Düzenlemenin tüketiciye sağladığı yerel temsilci ve Türk mahkemelerine başvuru imkânının yanında bir soru da açık kalıyor: Platform veya hizmet sağlayıcısı ödeme güçlüğüne düşerse iade ve tazminat alacağı hangi mali güvenceyle karşılanacak?

Teklif henüz kanunlaşmış değil. TBMM’nin 25 Ekim 2026 itibarıyla erişilen kaydında “Gündemde” görünüyor. Komisyonun belirlediği 1 Ocak 2027 de öngörülen yürürlük tarihi.

Komisyon yüzde 17’nin kapsamını değiştirdi

AK Parti Rize Milletvekili Harun Mertoğlu ve Giresun Milletvekili Nazım Elmas ile 120 milletvekilinin imzasını taşıyan teklif, 10 Ağustos 2026’da TBMM Başkanlığına sunuldu. Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu metni 6 Ekim’de kabul etti.

İlk teklifte, platformların hizmete konu satış bedelinden alacağı tutarın “her ne ad altında olursa olsun yüzde on yediyi” geçemeyeceği yazılıydı. Komisyon, bu cümleye “yurtiçinden yurtiçine yapılan satışlarda” ifadesini ekledi.

Oran aynı kaldı; uygulanacağı satışlar daraldı. Yurt dışından Türkiye’deki tesislere yapılan rezervasyonlar yüzde 17 sınırının dışında bırakıldı.

Komisyon raporuna göre Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, platformların küresel faaliyetlerini ve bazı zincir otellerin uluslararası anlaşmalarını hatırlatarak yurt dışı satışlarda aynı tavanın uygulanmasının rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini değerlendirdi.

Booking.com temsilcisi de komisyon sınırının Türkiye’den Türkiye’ye yapılan rezervasyonlarla belirlenmesini savundu. Komisyonda kabul edilen değişiklik bu yönde oldu.

Metin, satışın yurt içinden mi yoksa yurt dışından mı yapıldığının hangi ölçütle belirleneceğini ayrıntılandırmıyor. Müşterinin bulunduğu yer, hesap veya ödeme bilgileri arasındaki ilişkinin uygulamada açıklığa kavuşturulması gerekecek. Düzenleme vatandaşlığa göre bir ayrım da getirmiyor.

Vergilerin tamamı komisyon hesabından çıkarılacak

Komisyonun değiştirdiği diğer hüküm, platformun alacağı tutarın hangi bedelden hesaplanacağıyla ilgili.

İlk teklifte yalnız KDV’nin hesaplama dışında tutulması öngörülüyordu. Komisyon bu cümleyi ayrı bir dokuzuncu fıkraya taşıdı ve “her durumda vergiler hariç tutar üzerinden” hesaplama kuralını getirdi.

Raporun gerekçesine göre bu hüküm, hem iç satışlarda hem yurt dışından Türkiye’ye rezervasyonlarda KDV ve konaklama vergisi dâhil vergiler üzerinden komisyon alınmasını önleyecek.

Dolayısıyla iki ayrı kural var: Yüzde 17 tavanı yalnız iç satışlar için geçerli olacak; vergilerin hesaplamadan çıkarılması ise yurt dışından Türkiye’ye yapılan satışları da kapsayacak.

Bu değişiklikten sonra ceza hükmündeki atıf güncellenmedi. Hesaplama kuralı yeni 5/9’a taşınırken, ilgili yaptırım maddesi 6/1-g yalnız 5/8’e atıf yapmayı sürdürüyor. Muhalefet şerhlerinden birinde de belirtilen bu eksiklik, yeni hükmün ihlalinde uygulanacak özel yaptırımın açık biçimde gösterilmesini gerektiriyor. Vergiler üzerinden komisyon alınmasına ilişkin yasak ise metinde bulunuyor.

Beş milyon liralık belge iki yıl geçerli

Teklif, yabancı platformların faaliyetini Kültür ve Turizm Bakanlığından izin alınmasına bağlıyor. İzin belgesi iki yıl geçerli olacak ve devredilemeyecek.

Metindeki belge bedeli 5 milyon TL. Tutarın her yıl yeniden değerleme oranında artırılması, Cumhurbaşkanının bedeli iki katına kadar artırabilmesi veya yarısına kadar indirebilmesi öngörülüyor. Gelir Bakanlık döner sermaye hesabına yatırılacak.

Başvuruda dijital hizmet vergisi mükellefiyeti, vergi dairelerine borç bulunmaması, Türkiye’de tebligat adresi ve sorumlu kişi gösterilmesi, Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi adresinin bildirilmesi ve belge bedelinin ödenmesi aranacak.

Aynı şirket grubunda bağımsız çalışacak her platformun ayrı belge alması gerekecek. Platformlar aynı adresi ve sorumlu kişiyi kullanabilecek.

İzin belgesini alan yabancı platformun bu kanun kapsamındaki faaliyetleri için ayrıca başka işletme veya izin belgesi aranmayacak. Yerli acentaların itiraz ettiği ayrı faaliyet rejiminin dayanaklarından biri bu hüküm.

Konaklamanın yanında uçak bileti de satılabilecek

Teklifin adı konaklama platformlarını işaret etse de kapsamı otel rezervasyonlarıyla sınırlı değil.

Platformlar, Bakanlıktan turizm belgeli konaklama işletmeleri ile izin belgeli turizm konutlarının elektronik ticaretini ve elektronik uçak bileti satışlarını doğrudan yapabilecek.

Uçak biletinin bu kapsama alınması, TÜRSAB’ın itirazlarında ayrı yer tutuyor. Birlik, bu yetkinin yerli acentaların gelirlerini ve istihdamını etkileyebileceğini savunuyor.

Diğer acentalık hizmetlerinin tamamı ise platformların doğrudan faaliyet alanına alınmıyor. Kanunda doğrudan yapabilecekleri sayılanlar dışındaki münhasır acenta hizmetleri, 1618 sayılı Kanun kapsamında belgeli seyahat acentaları aracılığıyla sunulabilecek. Araç kiralama için de Ticaret Bakanlığınca yetkilendirilmiş işletmelerle çalışılması gerekecek.

Bakanlığa, sayılan faaliyetlerle bağlantılı ve bunları tamamlayan turizm faaliyetlerinden izin verilecekleri belirleme yetkisi tanınıyor. TÜRSAB bu yetkinin transfer gibi başka acentalık hizmetlerini de kapsayacak şekilde kullanılabileceğinden kaygılı. Bakanlık temsilcisi ise düzenleme yetkisinin başka kanunlarla verilmiş yetkileri devralmak anlamına gelmediğini belirtiyor.

TÜROB’un önceliği komisyon maliyeti

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), komisyon raporuna yansıyan görüşünde dijital rezervasyon platformlarını otellerin satış ve pazarlama faaliyetlerinin ayrılmaz parçası olarak tanımlıyor. Bu kanalların açık ve öngörülebilir kurallarla çalışmasını destekliyor.

Birliğin özellikle önem verdiği iki düzenleme, vergiler üzerinden komisyon alınmasının önlenmesi ve komisyonlara üst sınır getirilmesi.

TÜROB’a göre bu hükümler otellerin maliyetlerini daha öngörülebilir hâle getirebilir, kârlılıklarını ve rekabet güçlerini destekleyebilir. Turizm gelirinin daha büyük bölümünün ülke ekonomisinde kalmasına da katkı sağlayabilir.

Raporda TÜROB’a ayrılan bölümde, yüzde 17 oranının nasıl hesaplandığına ilişkin ayrı bir çalışma veya farklı oran önerisi bulunmuyor. Birliğin desteği, komisyon yükünün sınırlandırılması ve vergi tutarlarının hesaplamadan çıkarılması üzerinde yoğunlaşıyor.

TÜROFED otelin aracı seçme hakkını savunuyor

Türkiye Otelciler Federasyonunun (TÜROFED) yaklaşımında ise otelin satış kanalı tercihi öne çıkıyor.

Federasyon, yatırımı yapan, istihdam sağlayan ve turizm ürününü üreten konaklama işletmesinin ürününü farklı kanallardan pazarlayabilmesi gerektiğini söylüyor. Seyahat acentalarının sektördeki varlığını önemserken, otellerin belirli aracılar üzerinden satış yapmaya zorlanmasına karşı çıkıyor.

TÜROFED’e göre geleneksel acentalar ve çevrim içi platformlar tüketiciye farklı seçenekler sunan, rekabet eden satış kanalları. Devletin görevi vergiyi toplamak, kuralları koymak ve denetlemek; otelle tüketicinin tercih yapabilmesini sağlamak.

Federasyon Başkanı Erkan Yağcı’nın 5 Ağustos’ta kamuoyuna yansıyan açıklaması da aynı doğrultudaydı. Yağcı, lisans, temsilcilik, vergi ve denetim yükümlülüklerine dayanan düzenlemeyi desteklediklerini, uluslararası platformların Türkiye pazarına kapatılmasına karşı olduklarını belirtti.

Yağcı ayrıca platform kısıtlarının iç talebin bir bölümünü rakip destinasyonlara yönlendirdiğini savundu. Açıklamada bu kaymanın büyüklüğünü ve ne kadarının platform kısıtından kaynaklandığını ölçen bir araştırma yer almadı. Bu açıklama, resmî teklifin sunulmasından önceki taslak tartışmasına aitti.

Küçük oteller sezon dışı satışa dikkat çekiyor

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler de bazı maddelerin geliştirilmesi şartıyla düzenlemeyi gerekli bulduğunu açıkladı.

Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, küçük otellerin sezon dışında, son dakika rezervasyonlarında ve yabancı pazarlarda dijital kanallara ihtiyaç duyduğunu belirtti. Platformların Türkiye’de vergi ödemesini ve hukuki muhatap bulundurmasını isteyen Ünsal, komisyon sınırının ek bedellerle aşılmasının engellenmesi gerektiğini de söyledi.

Bu açıklamalarda satış kanallarına erişim talebiyle platformların ticari koşullarının denetlenmesi birlikte yer alıyor. Bununla birlikte TÜROB ve TÜROFED’in genel desteği, raporda bütün maddelere ayrı ayrı onay verdikleri anlamına gelmiyor.

TÜRSAB eşit yükümlülük istiyor

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), yabancı şirketlerin Türkiye’de çalışmasına veya dijitalleşmeye değil, yerli acentalar aleyhine farklı koşullar kurulmasına karşı çıktığını belirtiyor.

Birliğin 17 Eylül ve 5 Ekim açıklamalarında, platformların Türkiye’de kendi şirketlerini kurmadan doğrudan satış yapabilmesi, yerli dağıtım ağının zayıflaması, istihdam ve tüketici güvenceleri öne çıktı. Komisyon gelirlerinin yurt dışına aktarılmasının ekonomik sonuçlarına da dikkat çeken TÜRSAB, teklifin geri çekilmesini istedi.

TÜRSAB’ın komisyon görüşmelerindeki itirazı, uluslararası uygulamada çevrim içi seyahat acentası niteliğinde olan kuruluşların Türkiye’de ayrı bir rejime tabi tutulmasına dayanıyor. Birlik, dijital hizmet vergisi ödemenin yerli acentaların bütün mali ve mesleki yükümlülükleriyle aynı düzeyde yük oluşturmadığını savunuyor.

Yerli çevrim içi acentalar da itiraz ediyor

12 Ekim’de TÜRSAB’da düzenlenen toplantıda tur operatörleri ve yerli çevrim içi acentaların temsilcileri de teklifi eleştirdi.

Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar vergilendirmedeki farklılıklara, Setur Turizm Ürün Yönetimi Direktörü Serhat Günay platformların pazar gücüne dikkat çekti. Prontotour Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran paket tur sorumluluğunu, Enuygun.com Ticaret Direktörü Orkun Özkan ve Turna.com Şirket Müdürü Arzu Işık ise denetim ve tüketici başvuru mekanizmalarını gündeme getirdi.

Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD) de 30 Eylül tarihli açıklamasında temsilcilik modelinin tüketicinin alacağını yeterince güvenceye almadığını savundu. Veri, algoritmik yönlendirme ve yerli acentaların çalışma koşulları üzerinden itirazlarını sıralayan Dernek, teklifin geri çekilmesini veya dondurulmasını istedi.

Acentaların kapanacağı, istihdamın azalacağı ve pazarın yabancı platformlarda toplanacağı yönündeki açıklamalar, bu kuruluşların öngörüleri. Komisyon raporunda kaç işletmenin veya çalışanın ne ölçüde etkileneceğini hesaplayan kapsamlı nicel bir analiz bulunmuyor.

Paket turda satış kanalına göre farklılık

Teklifin en çok itiraz edilen hükümlerinden biri, platformların belirlenen kapsamda doğrudan yaptığı ve belirtilen hizmetlerden en az ikisini birlikte içeren satışların paket tur sayılmaması.

Mevcut mevzuat, ulaştırma, konaklama ve diğer turizm hizmetlerinden en az ikisinin belirli satış ve süre koşullarıyla birlikte sunulduğu sözleşmelere özel koruma uyguluyor. Hizmetlerin ayrı faturalandırılması veya seyahatin ayrıntılarının tüketici tarafından belirlenmesi, bu korumayı kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.

Teklifteki istisna ise kapsamına giren platform satışlarını bu rejimin dışında bırakıyor. Benzer seyahat bileşimini yerli acentadan alan kişiyle yabancı platformdan alan kişinin paket tura özgü güvenceleri farklılaşabilir.

TÜRSAB ve muhalefet şerhleri, bu farkın bilgilendirme, sigorta, iptal, iade ve sorumluluk bakımından sonuç doğuracağını savunuyor. Hüseyin Yıldız’ın şerhinde, genel tüketici hükümlerinin paket tura özgü güvencelerin yerini tutmadığı belirtiliyor.

Hüküm, platformların uçak biletiyle oteli birlikte satmasını yasaklamıyor. Tüketicinin bütün haklarını da kaldırmıyor. Tartışılan nokta, belirtilen satışların paket tur koruması dışında tutulması.

Temsilci var, özel bir iade güvencesi yok

Platformların Türkiye’de en az bir yetkili temsilci belirlemesi gerekecek. Temsilci gerçek kişi olursa Türk vatandaşı ve Türkiye’de mukim olması aranıyor. Tüzel kişi tercih edilirse sermaye şirketi olması, temsile yetkililerden en az birinin Türk vatandaşı ve Türkiye’de mukim bulunması gerekiyor.

Bu model, platformun Türkiye’de kendi adına şirket kurmasını zorunlu tutmuyor. Temsilcinin atanması da platformun bütün borçlarını kendi malvarlığından ödeyeceği anlamına gelmiyor.

Muhalefet şerhlerinde bu ayrım üzerinde duruluyor. Türkiye’de tebligat adresi bulunmasının, ödenen bedelin iadesini veya tazminatın tahsilini tek başına sağlamadığı belirtiliyor. Platformun ya da hizmet sağlayıcısının iflası dâhil tüketici alacaklarının zorunlu sigortayla korunması önerisinin kabul edilmediği de rapora yansıyor.

Teklif, hizmetin eksik veya hiç verilmemesi durumunda sözleşme başına 50 bin–100 bin TL idari para cezası öngörüyor. Ancak kamuya ödenen ceza, tüketicinin zararının karşılanması demek değil.

Mahkeme kararları ve bunların icrasından doğan yükümlülükler yerine getirilmezse Bakanlık platforma 30 gün süre verebilecek; yükümlülük yine yerine getirilmezse izin belgesi iptal edilecek. Muhalefet, bu yaptırımın tüketici alacağını karşılayacak mali güvenceyle tamamlanmasını istiyor.

Oteller kendi kanallarında farklı fiyat verebilecek

Teklif, platformlarla oteller arasındaki ticari ilişkide de kurallar getiriyor.

Hizmet verilmeden veya hizmetin türüyle bedeli aracılık sözleşmesinde belirtilmeden ücret alınamayacak. Otelin başka kanallardan aynı ya da farklı fiyatla satış yapması ve reklam vermesi kısıtlanamayacak. İşletmeler kampanyalı satışa zorlanamayacak.

Sözleşmede nesnel ölçüt bulunmadan ya da işletme kamu kurumlarına veya yargıya başvurduğu için sıralamasının düşürülmesi, hizmetinin kısıtlanması, askıya alınması veya sonlandırılması yasaklanıyor.

Buna karşılık otelin sıralama değişikliğinin gerekçesini nasıl öğreneceği, delile nasıl ulaşacağı ve itirazının hangi sürede sonuçlandırılacağı ayrıntılı düzenlenmiyor.

Avrupa Komisyonunun 28 Eylül 2026 tarihli açıklaması da Avrupa Ekonomik Alanı’nda Booking için fiyat paritesi şartlarının ve aynı etkiyi yaratan uygulamaların önlenmesini ele alıyor. Düzenleme, otellerin kendi sitelerinde veya başka kanallarda daha iyi fiyat ve koşul sunabilmesini korumayı amaçlıyor.

Avrupa’da rezervasyonlar iki grupta yoğunlaşıyor

Avrupa otelcilik örgütü HOTREC’in Eylül 2026’da yayımladığı araştırma, platformların pazar gücüne ilişkin karşılaştırma sunuyor.

2025 verilerine göre Avrupa otel rezervasyonlarının yüzde 51,3’ü doğrudan kanallardan, yüzde 29,9’u çevrim içi seyahat acentalarından geldi. Çevrim içi seyahat acentası rezervasyonlarında Booking Holdings’in payı yüzde 68,8, Booking Holdings ve Expedia Group’un toplam payı yüzde 85,4 oldu.

HES-SO Valais-Wallis’ten Prof. Roland Schegg’in HOTREC ve ulusal otel birlikleriyle yürüttüğü araştırma, 2.713 otelden gelen bilgilere dayanıyor. Bu oranlar Türkiye’nin pazar paylarını göstermiyor. Avrupa örneğinde, platformlar üzerinden geçen rezervasyonların önemli bölümünün iki şirket grubunda toplandığını ortaya koyuyor.

Elektronik ticaret istisnasında karşılaştırmanın sınırı

Teklifte platformların, yetkilendirildikleri faaliyetlerde 6563 sayılı Kanun bakımından elektronik ticaret hizmet sağlayıcı veya aracı hizmet sağlayıcı kabul edilmemesi de eleştiriliyor.

Ancak mevcut 6563 sayılı Kanunun 1/3 hükmünde, 1618 sayılı Kanuna göre yetkilendirilmiş ve münhasıran yetkilendirildikleri konularda çalışan işletmeler için de ilgili statü istisnası bulunuyor. Bu nedenle istisnayı yalnız yabancı platformlara tanınmış bir ayrıcalık olarak anlatmak eksik kalıyor.

Acentalarla platformlar arasındaki yükümlülük farkı; faaliyet yetkisi, teminat, sigorta ve tüketiciye karşı sorumlulukların bütünü üzerinden değerlendirilmeli.

Vergi tartışmasında da oranlar farklı hesaplama tabanlarına uygulanıyor. Kâr üzerinden alınan kurumlar vergisiyle hasılat esaslı dijital hizmet vergisinin oranlarını doğrudan karşılaştırmak, toplam mali yükün hangi tarafta ağır olduğunu tek başına göstermiyor.

Erişim kesilirse rezervasyonlar nasıl yürütülecek?

Teklif; izinsiz faaliyet, izin belgesinin iptali veya süresinin dolması hâlinde Bakanlığa erişimi engelleme kararı verme yetkisi tanıyor. Karar 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulacak. Hâkim 48 saat içinde kararını açıklamazsa karar kendiliğinden kalkacak. İtiraz yolu da düzenleniyor.

Muhalefet şerhlerinde, erişim engelinin ihlalle ilgisi olmayan turistleri ve işletmeleri de etkileyebileceği belirtiliyor. Mevcut rezervasyonların, değişikliklerin ve iadelerin nasıl sürdürüleceğine ilişkin açık güvence isteniyor.

“Ülke yararına aykırı, kamu güvenini sarsıcı ve ülke turizmini baltalayıcı” faaliyetler nedeniyle belge iptali öngörülmesi de belirlilik açısından eleştiriliyor. Bakanlık temsilcisi, benzer bir hükmün 1618 sayılı Kanunda acentalar için bulunduğunu hatırlatıyor.

Şerhlerdeki Anayasa’ya aykırılık değerlendirmeleri, milletvekillerinin hukuki itirazlarını yansıtıyor; teklif hakkında verilmiş bir mahkeme kararı niteliği taşımıyor.

Başvuru için süre var, karar için özel süre yok

Komisyon, yürürlük hükmünü yayım tarihi yerine 1 Ocak 2027 olarak değiştirdi. Mevcut platformların yürürlükten itibaren üç ay içinde izin almak üzere Bakanlığa başvurması öngörülüyor.

Bu süre, belgenin mutlaka alınması için değil, başvurunun yapılması için tanınıyor. Başvurunun hangi özel azami sürede sonuçlandırılacağı, yenilemenin ayrıntıları ve inceleme sürerken faaliyetlerin durumu açıkça düzenlenmiyor.

İzin şartındaki “vergi dairelerine borcunun bulunmaması” ifadesi de kesinleşmemiş, uyuşmazlık konusu veya taksitlendirilmiş borçlar yönünden ayrım içermiyor. Muhalefet şerhlerinde bu konuların netleştirilmesi isteniyor.

Platformlara Bakanlıkça belirlenen donanım, program ve yazılımları kullanma zorunluluğu getirilmesi ise hangi verilerin işleneceği, verilere kimlerin erişeceği ve ticari sırların nasıl korunacağı sorularını gündeme taşıyor.

Satış artışıyla yeni turist kazanımı aynı değil

Yurt dışından Türkiye’deki tesislere yabancı platformlar üzerinden rezervasyon yapılabildiği, TÜRSAB’ın açıklamalarında da belirtiliyor. Bu yüzden yeni düzenleme sonrasında platformlara geçen bütün satışların yeni turist kazanımı olarak değerlendirilmesi mümkün değil.

Komisyon raporunda, ilave ziyaretçi ve gecelemeyi mevcut satışların kanallar arasında yer değiştirmesinden ayıran kapsamlı nicel etki analizi bulunmuyor. Acenta istihdamı, otellerin toplam satış maliyeti ve tüketici fiyatları üzerindeki etkilerin büyüklüğü de birlikte hesaplanmış değil.

Küçük işletmelerin durumu ayrıca tartışılıyor. Sabit izin bedelinin küçük platformlarla küresel şirketlere aynı uygulanması, bazı şerhlerde pazara giriş açısından eleştiriliyor. Konaklama işletmeleri ve turizm konutları için belge doğrulama zorunluluğunun yanında küçük aile işletmelerine belgelendirme desteği verilmesi de isteniyor.

Tanıtıma pay ayrılıyor, belediyelere doğrudan pay yok

Teklif, yabancı platformları Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının turizm payı yükümlüleri arasına alıyor. Payın hesabında dijital hizmet vergisinin matrahı esas alınacak.

Bakanlık, Türkiye turizminden gelir elde eden platformların ülkenin tanıtımına da katkıda bulunmasını amaçlıyor. Muhalefet şerhleri ise turizm bölgelerinde nüfusla birlikte artan su, atık, ulaşım ve altyapı giderlerine dikkat çekerek yerel yönetimlere kaynak aktarılmasını istiyor.

Komisyon metninde, izin bedeli veya bu kapsamda toplanacak turizm payından yerel yönetimlere doğrudan pay ayrılmasına ilişkin hüküm bulunmuyor.

Teklif, komisyon görüşmeleri ve muhalefet şerhlerini içeren 293 sıra sayılı raporla birlikte Genel Kurul gündeminde. Genel Kurul görüşmelerinde faaliyet kapsamı, komisyon sınırı, paket tur istisnası ve tüketici güvenceleri dâhil madde metinleri değiştirilebilecek.