Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesindeki Soğmatar Antik Kenti’nde yaklaşık üç bin yıl öncesine tarihlenen kamusal yapı bulundu; Ay Tanrısı Sin kült merkezi olarak bilinen alan, yeni bulguyla Demir Çağı’na uzanan daha eski bir tarih katmanı kazandı. Keşif, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi altında yürütülen kazılarda ortaya çıktı.

Soğmatar, turizm okuru için yalnızca bir arkeolojik kazı haberi değil. Harran ve Şuayb Antik Şehri hattında yer alan alan, Şanlıurfa’nın inanç mirasını tek bir dönem ya da tek bir yapıyla sınırlamayan daha geniş bir rota fikri veriyor. Roma döneminde Ay ve gezegen tanrılarına adanmış kült merkezi olarak bilinen Soğmatar, yeni bulguyla daha erken dönem yerleşim ve kullanım izleriyle birlikte okunuyor.

AA’nın haberinde aktarılan bilgilere göre Soğmatar Antik Kenti, Eyyübiye ilçesinin kırsal Yağmurlu Mahallesi yakınında bulunuyor. Kazı sorumlusu Süheyla İrem Mutlu, alanda yaklaşık dört yıldır çalıştıklarını belirtti. Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Şanlıurfa Müze Müdürü Celal Uludağ başkanlığında; Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim elemanı Semih Mutlu ve öğrencilerinin desteğiyle ilerliyor.

Ay kültünün taşlara bıraktığı iz

Soğmatar’ın bilinen kimliği, bölgedeki kaya kabartmaları, yazıtlar ve kutsal alanlarla şekilleniyor. Kültür Portalı’nda yer alan bilgilere göre Soğmatar kült yerinde Ay Tanrısı Sin’e tapınılan Pognon Mağarası, yamaçlarında tanrı kabartmaları ve zemine kazılmış yazıtların bulunduğu Kutsal Tepe, altı kare ve yuvarlak planlı anıt mezar, iç kale ve ana kayaya oyulmuş çok sayıda kaya mezarı bulunuyor.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin tanıtımında Soğmatar’ın Harran’a 53 kilometre uzaklıkta olduğu, Şuayb Antik Şehri’nden sonra yaklaşık 15 kilometrelik bir yolculukla alana ulaşıldığı bilgisi yer alıyor. Aynı tanıtım, Roma dönemine, MS 2. yüzyıla tarihlenen alanın Abgar Krallığı döneminde Harranlıların Tektek Dağları bölgesinde Ay ve gezegen tanrılarına tapındıkları bir kült merkezi olduğunu belirtiyor.

Kültür Portalı, Soğmatar adını Arapçada yağmur anlamındaki “Matar” sözcüğüyle ilişkilendiriyor. Tektek Dağları’nın kışın bol yağmur alan bu kesiminde sarnıç ve kuyularda biriktirilen suların, yaz aylarında dağlarda otlatılan koyun ve keçi sürülerinin su ihtiyacını karşıladığı aktarılıyor. Bu nedenle köyün günümüzde Yağmurlu adıyla anılması, destinasyonun inanç mirası kadar su ve coğrafya hikâyesini de güçlendiriyor.

Belediye tanıtımı, alanda su ihtiyacını karşılamak için ana kayaya oyulmuş kuyular bulunduğunu ve tarihi kuyunun Hz. Musa Kuyusu olduğuna dair rivayetin yaşadığını da aktarıyor. Bu ayrıntı, Soğmatar’ın arkeolojik katmanının yanında yerel inanç anlatılarıyla da anıldığını gösteriyor.

Bu anlatı, Soğmatar’ı klasik bir antik kent gezisinden ayırıyor. Burada sahne, büyük sütunlu caddelerden çok kayaya oyulmuş mezarlar, mağaralar, tepe üzerindeki yazıtlar ve açık arazide okunan kutsal izlerden oluşuyor. Alanın etkisi de tam burada başlıyor: Ziyaretçi, ibadetin yalnızca kapalı bir mabette değil, mağara, tepe, kaya yüzeyi ve mezarlık alanlarıyla birlikte kurulan bir peyzajda izlenebildiğini görüyor.

Kültür Portalı ve belediye tanıtımı, Soğmatar’ın MS 165 yıllarında Part saldırıları nedeniyle Urfa bölgesinden kaçan halk tarafından kurulduğunu, alanın İslam Dönemi’ne kadar kült merkezi özelliğini koruduğunu aktarıyor. Şuayb Şehri yerleşimindeki insanların Soğmatar’ı mezarlık ve ibadet yeri olarak kullandığı, alanda görülen bazı dinsel motiflerle ilişkilendiriliyor.

Demir Çağı katmanı rotayı derinleştiriyor

AA’ya konuşan Mutlu, kazılar sonucunda büyük bir kamusal yapı kompleksi açığa çıkardıklarını, bulgunun Demir Çağı’na ve Yeni Asur Dönemi olarak tanımlanan MÖ birinci binyıla denk geldiğini söyledi. Kamusal yapıda yedi ayrı oda tespit edildi. Haberde, her bir odanın duvar yüksekliğinin 2 metre, duvar kalınlığının ise 1 metre olarak belirlendiği bilgisi yer aldı.

Yeni bulgu, Soğmatar’ın yalnızca Roma dönemi inanç merkezi kimliğiyle sınırlı tutulamayacağını gösteriyor. Kazı ekibinin aktardığına göre alanda iki farklı kaya mezarı tipiyle karşılaşıldı: Biri MÖ 2400’lü yıllara denk gelen Erken Tunç Çağı’na ait kuyu tipi kaya oyuğu mezarlar, diğeri ise daha gösterişli girişli ve merdivenli Roma dönemi mezarları. Bu tablo, Soğmatar’ın farklı dönemlerde mezarlık ve kutsal alan işlevleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Mutlu’nun anlatımında Soğmatar aynı zamanda güçlü bir nekropol alanı olarak tarif ediliyor; mezarlıkların elit ve soylu kesimler tarafından kullanılmış olabileceği belirtiliyor. Bu ayrıntı, destinasyon anlatısı açısından da değerli: Soğmatar, yalnızca tapınma pratiklerini değil, ölüm, statü ve toplumsal hafıza ilişkisini de aynı arazi üzerinde gösteriyor.

Kültür turizmi açısından Soğmatar’ın en güçlü tarafı, anlatısının tek bir başlıkta tükenmemesi. Harran çevresindeki gök cisimleri kültü, Pognon Mağarası, Kutsal Tepe, anıt mezarlar, kaya mezarları ve Demir Çağı’na uzanan kamusal yapı aynı rota içinde birbirini tamamlıyor. Şanlıurfa’ya gelen ziyaretçi için alan, Harran ve Şuayb hattında daha sakin ama hikâyesi yoğun bir durak niteliği taşıyor.

Ziyaret planı yapılırken Soğmatar’ın açık arazi karakteri dikkate alınmalı. Kaynaklarda alanın Harran ve Şuayb Antik Şehriyle mesafesi belirtiliyor; ancak ulaşım, ziyaret saatleri ve saha koşullarına ilişkin güncel ayrıntılar resmi kanallardan ayrıca kontrol edilmeli. Kaya kabartmaları, yazıtlar ve mezar alanları nedeniyle rota, hızlı fotoğraf molasından çok rehberli ve dikkatli bir saha gezisiyle anlam kazanıyor.