UNESCO Dünya Mirası Merkezi Direktörü Lazare Eloundou Assomo, Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü mesajında UNESCO tescilli alanların doğa koruma ve sürdürülebilir yaşam açısından taşıdığı rolü öne çıkardı.
Her yıl 22 Mayıs’ta kutlanan gün, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 1992’de kabul edilmesini hatırlatıyor. Assomo’nun mesajında biyoçeşitlilik yalnızca yeryüzündeki yaşamın temeli olarak değil, insan refahı, sürdürülebilir kalkınma, iklim direnci ve ekonomik refah için de vazgeçilmez bir unsur olarak tanımlandı.
Türkiye dahil Dünya Mirası, biyosfer rezervi ve jeopark başlıklarını izleyen destinasyonlar açısından mesaj, doğal ve kültürel miras alanlarının yalnızca korunacak mekânlar olmadığını, yerel yaşam ve sürdürülebilir turizmle birlikte yönetilmesi gereken ortak değerler olduğunu hatırlatıyor. Kaynak metin, belirli bir ülke ya da alan için yeni ziyaretçi kararı açıklamıyor; vurgu UNESCO alanlarının küresel koruma ağı içindeki işlevine yapılıyor.
Yerelden Küresele
2026 temasının “Acting locally for global impact” olduğu bildirildi. Assomo’ya göre bu tema, küresel biyoçeşitlilik hedeflerinin ancak sahada somut adımlarla gerçekleşebileceği gerçeğini yansıtıyor. Mesajda bu yaklaşımın, 2030’a kadar biyoçeşitlilik kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi amaçlayan Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu olduğu belirtildi.
UNESCO tescilli alanlar, Assomo’nun mesajında yerel eylemin küresel etki yaratabileceğini gösteren güçlü örnekler olarak anlatıldı. Dünya genelinde topluluklar, bilim insanları, Yerli Halklar, alan yöneticileri ve hükümetlerin Dünya Mirası alanları, biyosfer rezervleri ve küresel jeoparklarda ekosistemleri korumak, biyoçeşitliliği muhafaza etmek ve sürdürülebilir geçim kaynaklarını desteklemek için birlikte çalıştığı ifade edildi.
Mesaja göre UNESCO tescilli alanlar birlikte ele alındığında, insan ve doğa ilişkisine adanmış dünyanın en büyük küresel ağlarından birini oluşturuyor. Bu ağ, 13 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. UNESCO bu büyüklüğü, Çin ve Hindistan’ın toplam yüzölçümüyle karşılaştırılabilecek bir alan olarak tanımlıyor.
İnsan ve Doğa
UNESCO’nun “People and Nature in UNESCO-designated sites” başlıklı değerlendirme yayını da mesajda ayrı bir yer tuttu. Assomo, bu değerlendirmenin UNESCO alanlarının biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kalkınmaya yaptığı katkıyı gösterdiğini belirtti.
Değerlendirmeye göre bu alanlar, tehdit altındaki birçok tür dahil olmak üzere dünya biyoçeşitliliğinin dikkat çekici bir bölümünü barındırıyor. Aynı zamanda dünya genelinde yaklaşık 900 milyon insanın geçim kaynakları ve refahıyla bağlantılı bir alanlar bütünü oluşturuyor. Mesajda bu durum, koruma ile insani gelişmenin bütüncül ve katılımcı bir yaklaşımla birbirini güçlendirebileceğine dair somut kanıt olarak sunuldu.
Assomo’nun mesajında en güçlü başlıklardan biri de dayanıklılık oldu. UNESCO değerlendirmesinin, artan çevresel baskılara rağmen UNESCO tescilli alanların dikkat çekici bir direnç gösterdiğini ortaya koyduğu belirtildi. Küresel ölçekte biyoçeşitlilik göstergeleri gerilerken, bu alanlarda izlenen yaban hayatı popülasyonlarının zaman içinde ortalama olarak istikrarlı kaldığı aktarıldı.
Mesaj, bu tabloyu umut veren bir gösterge olarak okuyor. Bilimsel iş birliği, yerel katılım, Yerli bilgisi, kapsayıcı yönetişim ve sürdürülen yatırımların hem insanlar hem de doğa için ölçülebilir olumlu sonuçlar üretebildiği vurgulanıyor.
Assomo, Biyolojik Çeşitlilik Günü mesajında ortaklara, biyoçeşitlilikle ilgili sözleşmelere, hükümetlere, bilim insanlarına, Yerli Halklara, yerel topluluklara ve bağışçılara iş birliğini derinleştirme çağrısı yaptı. UNESCO tescilli alanların direnç, sürdürülebilirlik ve barış modelleri olarak desteklenmesi için kaynakların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Günlük turizm gazetesi


