Seyahat acentalarının son günlerde “konum vergisi” diye konuştuğu başlık, gerçekte iki ayrı düzenleme ve maliyet kaleminin aynı kelime etrafında karışmasından doğuyor. Devlet tarafındaki konu, coğrafi veri izni ve izin bedeliyle bağlantılı. Meta tarafındaki konu ise Facebook, Instagram, WhatsApp, Messenger ve Threads gibi platformlarda reklam verenlerin faturalarına 1 Temmuz 2026’dan itibaren Türkiye hedeflemeleri için yansıyacak yüzde 5’lik konum bazlı reklam ücreti.

Turizm işletmeleri için kritik ayrım burada başlıyor. Bir acentanın ofis adresini yazması, Google Maps bağlantısı paylaşması, WhatsApp üzerinden müşteriye konum göndermesi veya sosyal medya hesabına konum etiketi eklemesi tek başına devletin coğrafi veri izni kapsamına girdiği anlamına gelmiyor. Ancak acenta rota, destinasyon, konaklama, transfer, havalimanı, liman, ören yeri, doğal alan veya benzeri verileri sistemli biçimde topluyor, işliyor, paylaşıyor ya da ticari ürününün parçası haline getiriyorsa tablo değişebilir.

Haber içi görsel
TurizmPolitika

Konum paylaşımı başka, coğrafi veri kullanımı başka

Kamuoyunda “konum vergisi” diye anılan başlığın hukuki omurgası 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve bu alandaki yönetmeliklere dayanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü, 12 Aralık 2024’te 7534 sayılı Kanun’un 17 ve 18. maddeleriyle 7221 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikleri ve coğrafi veri izin başvuru adımlarını duyurdu. Başvuru süreci Bakanlığın elektronik altyapısı ve e-Devlet bağlantılı sistem üzerinden yürütülüyor.

Bakanlığın sayfasında coğrafi veri temalarına bağlı 53 alt tema bulunduğu, bu temalar kapsamındaki coğrafi verileri toplayan, üreten, işleyen, dönüştüren, analiz eden, paylaşan veya satan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin Bakanlıktan coğrafi veri izin belgesi alması gerektiği bilgisi yer alıyor. Bu ifade, turizm sektöründe özellikle dijital altyapısı güçlü işletmeleri ilgilendiriyor.

TÜRSAB’ın 15 Haziran 2026 tarihli duyurusu da acentalar açısından bu yüzden önem taşıyor. Duyuruda, Bakanlık yazısına dayanılarak seyahat acentalarının destinasyon seçimi, rota planlaması, konaklama ve ulaşım alternatiflerinin belirlenmesi gibi faaliyetlerde coğrafi verilerden yararlandığı belirtildi. Aynı duyuruda, faaliyetlerinde coğrafi veri kullandığını değerlendiren üyelerin mevzuatı incelemesi ve gerekirse başvuru yapması gerektiği ifade edildi.

Bu tablo, her seyahat acentasının otomatik biçimde ödeme yapacağı anlamına gelmiyor. Klasik satış yapan, web sitesinde yalnızca paket tur metni ve iletişim adresi bulunan bir acenta ile harita tabanlı rota sistemi, destinasyon veri tabanı, otel lokasyon ağı, transfer güzergâhı ve çok sayıda nokta verisiyle çalışan bir acenta aynı yerde durmuyor. Mevzuatın odağı, konumu gündelik iletişim aracı olarak paylaşmaktan çok, coğrafi veriyi ticari faaliyet içinde veri seti ve sistem olarak kullanmak.

Acenta kendine hangi soruları sormalı?

Bir seyahat acentası için ilk kontrol, kendi dijital ve operasyonel altyapısını görmekle başlar. Web sitesinde interaktif rota haritaları var mı? Mobil uygulamada otel, havalimanı, liman, müze, ören yeri, restoran, plaj veya transfer noktaları konum verisiyle listeleniyor mu? Satış ekibi paket oluştururken sistemli bir destinasyon, ulaşım veya konaklama veri tabanı kullanıyor mu? Bu veriler acenta tarafından mı toplanıyor, üçüncü taraf bir servis üzerinden mi gösteriliyor, yoksa yalnızca harita bağlantısı olarak mı paylaşılıyor?

Bu soruların cevabı “evet”e yaklaştıkça, coğrafi veri izni başlığı da daha ciddi biçimde incelenmeli. Ücretin tek bir sabit tutar üzerinden belirlenmemesi de bu yüzden önemli. İzin bedelinde coğrafi veri tema sayısı, çalışma alanı, izin süresi ve işletmenin yıllık net satış veya hasılatı gibi unsurlar dikkate alınıyor. Başvuru yapılmadığının tespiti halinde faaliyet sahibine başvuru için süre verilmesi, sürenin sonunda başvuru yapılmazsa idari para cezası uygulanabilmesi de kaynaklarda yer alan başlıklar arasında.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise “esnafa konum vergisi” iddiasına karşı yaptığı açıklamada, sosyal medya üzerinden konum paylaşan esnafa vergi getirilmediğini bildirdi. Açıklamada, düzenlemenin Ulusal Coğrafi Veri Sorumluluk Matrisi’nde yer alan coğrafi verileri üreterek gelir elde eden gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerini kapsadığı belirtildi. Aynı açıklamada seyahat acentaları ve tur operatörleri de belirli veri kullanımları bakımından örnekler arasında sayıldı.

Meta tarafındaki ücret ise başka bir zeminde duruyor. Reuters’ın aktardığına göre Meta, 1 Temmuz 2026’dan itibaren bazı ülkelerde reklam verenlere yüzde 2 ile yüzde 5 arasında değişen location fee uygulayacak. Türkiye ve Avusturya için oran yüzde 5 olarak veriliyor. Ücret, reklam veren işletmenin bulunduğu ülkeye göre değil, reklamın gösterildiği kitlenin bulunduğu ülkeye göre hesaplanacak.

Bu nedenle Türkiye’deki kullanıcılara Facebook veya Instagram reklamı gösteren bir seyahat acentası, kampanya bütçesine ek olarak Meta faturasına yansıyan yüzde 5’lik bir maliyetle karşılaşabilir. Bu ödeme devletin coğrafi veri izin bedeli değildir. Meta’nın dijital hizmet vergileri ve benzeri yerel maliyetleri reklam verenlere yansıtma tercihidir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın mevzuat bilgisinde dijital hizmet vergisi oranının 1 Ocak 2026’dan itibaren yüzde 5 olarak uygulanacağı yer alıyor.

Acentaların en çok sorduğu “Devlet de Meta da iki defa mı alıyor?” sorusunun cevabı bu ayrımda saklı. Aynı ücret iki kez alınmıyor. Devlet tarafındaki coğrafi veri izni, acentanın coğrafi veriyi nasıl kullandığına bakıyor. Meta’nın konum ücreti ise reklamın hangi ülkedeki kullanıcıya gösterildiğine göre faturaya ekleniyor. Bir acenta hiç Meta reklamı vermiyorsa Meta konum ücretiyle karşılaşmaz. Coğrafi veriyi yalnızca basit iletişim aracı olarak kullanıyorsa devlet tarafındaki izin yükümlülüğü de ayrıca değerlendirilmelidir; kesin hüküm, acentanın veri kullanım biçimine göre kurulabilir.

Seyahat acentaları için en güvenli yol, paniğe kapılmadan veri envanteri çıkarmak. Web sitesi, mobil uygulama, rezervasyon altyapısı, rota planlama araçları, transfer sistemleri ve sosyal medya reklam hesapları ayrı ayrı incelenmeli. Konum, sadece müşteriye yol tarif etmek için mi kullanılıyor; yoksa ticari ürünün ve satış sisteminin temel verilerinden biri haline mi gelmiş? Asıl cevap, bu sorunun içinde duruyor.