İtalya’da mafya gruplarından müsadere edilen şirketleri inceleyen akademik çalışma, turizm ekonomisinin organize suç için neden cazip bir alan olabildiğini gösteriyor. Araştırmaya göre mafya, güçlü olduğu bölgelerde daha çok inşaata yönelirken, yeni yerleştiği veya köklü bağ kuramadığı alanlarda restoran, bar ve otel gibi nakit yoğun işletmeleri tercih ediyor.
Criminology & Criminal Justice dergisinde yayımlanan çalışma, İtalyan mafyalarının yasal ekonomiye giriş biçimini yalnızca “para aklama” başlığıyla açıklamıyor. Metin, mafya yatırımlarını iki ana amaç etrafında okuyor: bazı işletmeler yerel kontrolü büyütmek için kullanılırken, bazıları suç gelirlerinin kaynağını gizlemek ve gerçek sahipliği perdelemek için işlev görüyor.
Bu ayrım turizm sektörü açısından önemli. Çünkü restoran, bar, otel, kafe ve catering gibi işletmeler, ziyaretçi ekonomisinin doğal parçaları olmanın yanında, yoğun nakit akışı ve sık işletme değişimi nedeniyle suç gelirlerinin saklanmasına elverişli alanlar hâline gelebiliyor. Çalışma, bu sonucu bir sektör suçlaması olarak değil, riskin hangi koşullarda arttığını gösteren bir uyarı olarak ortaya koyuyor.
İnşaat güç, restoran perde
Araştırmanın ana bulgusu, mafyanın her bölgede aynı ekonomik davranışı göstermediği yönünde. Mafya varlığının daha köklü olduğu, kamu yönetimine sızma izlerinin görüldüğü ve yerel piyasanın daha korunaklı olduğu alanlarda inşaat sektörü öne çıkıyor. Bu tercih, inşaatın kamu ihaleleri, taşeron ağları, istihdam ve yerel siyasetle kurduğu güçlü bağdan ayrı düşünülemiyor.
Restoran, bar ve otel yatırımlarında ise tablo tersine dönüyor. Çalışmaya göre bu işletmeler, mafya varlığının daha az kökleştiği, şiddet ve istikrarsızlık göstergelerinin daha yüksek olduğu, ticari açıklık ve nakit kullanımının arttığı bölgelerde daha fazla görülüyor. Bu alanlarda mafya için mesele çoğu zaman yerel piyasayı yönetmekten çok, parayı sisteme sokmak ve gerçek sahipliği görünmez kılmak oluyor.
Metinde aktarılan Eureka operasyonu bu mekanizmayı somutlaştırıyor. Calabria’daki San Luca bölgesinde nakit olarak tutulan uyuşturucu gelirlerinin kuryelerle Fransa’daki Cote d’Azur’a ve Almanya’daki Münih’e taşındığı; paranın Cote d’Azur’da restoran ve pizzacılara, Münih’te ise oto yıkama işletmelerine yönlendirildiği belirtiliyor. Çalışma, bu örneği mafyanın kendi bölgesi dışındaki fırsatları nasıl kullandığını gösteren vaka olarak ele alıyor.
Turistik merkezlerde risk
Araştırmada müsadere edilen bar, restoran ve otellerin bazı turistik alanlarda yoğunlaştığı da kaydediliyor. Roma, Milano, Palermo, Napoli, Sardinya’daki Costa Smeralda, Venedik ve Como Gölü çevresi bu başlık altında anılıyor. Bu bulgu, turistik bölgelerin otomatik olarak suçla özdeşleştirilmesi anlamına gelmiyor; yoğun ziyaretçi hareketi ve nakit ekonomisinin belirli işletmeleri daha hassas hâle getirebildiğini gösteriyor.
Çalışmaya göre 1983-2012 döneminde incelenen 1708 müsadere edilmiş şirket içinde inşaatın payı yüzde 29’un üzerinde. Bar, restoran ve otellerin payı ise yaklaşık yüzde 10. İki sektörün de mafya şirketleri içindeki ağırlığı, yasal ekonomideki genel ağırlıklarından daha yüksek görünüyor. Bu nedenle çalışma, inşaatı kontrol odaklı sızmanın; konaklama ve yeme içme işletmelerini ise gizleme odaklı sızmanın sembolik alanları arasında değerlendiriyor.
Araştırmacılar, mafyanın yeni bölgelere taşındığında kendi merkezindeki gücü birebir kopyalayamadığını vurguluyor. Kamu idaresiyle güçlü bağlar kurmak, inşaatta kalıcı pozisyon almak ve yerel piyasayı etkilemek zaman, ilişki ağı ve sosyal sermaye gerektiriyor. Buna karşılık bir restoranı açmak, devretmek veya kapatmak daha hızlı ve daha düşük maliyetli olabiliyor.
Bu nedenle turizmle temas eden nakit yoğun işletmeler, mafyanın yeni coğrafyalarda görünmeden hareket etmesine imkân tanıyabiliyor. Çalışma, özellikle yüksek nakit kullanımı, kayıt dışı ekonomi ve ticari açıklık gibi koşulların restoran ve otel yatırımlarında gizleme işlevini güçlendirebildiğini belirtiyor. Buna karşılık inşaatta önceki yatırımların aynı bölgede yeni yatırımları kolaylaştırdığı, restoran ve otellerde bu sürekliliğin daha zayıf olduğu ifade ediliyor.
Denetim nerede yoğunlaşmalı
Çalışmanın politika önerileri, turizm ve yeme içme işletmelerinin daha dikkatli izlenmesi gerektiği noktasında toplanıyor. Yerel yönetimlerin restoran, bar ve catering ruhsatları öncesinde daha güçlü inceleme yapması; konaklama ve yeme içme sektöründe denetimin genişletilmesi; nakit hareketlerinin kara para aklama karşıtı düzenlemeler içinde daha sıkı takip edilmesi seçenekler arasında sayılıyor.
Araştırma, İtalya dışına doğrudan genelleme yapmanın kolay olmadığını da belirtiyor. Bunun nedeni, başka ülkelerde müsadere edilen şirket sayısının daha sınırlı olması ve veri yapısının aynı ayrıntıyı sunmaması. Buna rağmen Eureka, Pollino, Rinascita-Scott ve Cavalli di Razza gibi operasyonlarda pizzeria, restoran, bar ve dondurmacı gibi işletmelerin görünür olması, çalışmanın bulgularıyla uyumlu bir işaret olarak değerlendiriliyor.
Turizm açısından ortaya çıkan ders net: Mafya turizm alanına her zaman kaba güçle veya açık sahiplikle girmez. Bazen bir restoranın günlük cirosunda, bir otelin ortaklık yapısında, bir barın nakit akışında ya da bir catering işletmesinin arkasındaki gerçek sahiplik ilişkisinde saklanır. Bu yüzden turizm ekonomisini korumak, yalnızca ziyaretçi sayısını artırmakla değil, işletme sahipliği ve para hareketlerini şeffaf tutmakla da ilgilidir.
Günlük turizm gazetesi



