Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesini kapsayan bilimsel araştırma, iklim değişikliğiyle birlikte yaz turizmine uygun termal konfor alanlarının daralabileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre en belirgin kayıp, yüksek emisyon senaryosunda Akdeniz ve Ege bölgelerinde görülebilir.
Advances in Space Research dergisinde yayımlanan araştırmada Türkiye’nin 2024, 2050, 2075 ve 2100 yıllarındaki yaz koşulları incelendi. Aslı Deniz Adıgüzel, Maomao Zhang, Asır Yüksel Kaya, Enes Karadeniz ve Şenay Mantaş tarafından hazırlanan çalışmada sıcaklık ile bağıl nemin turistlerin açık hava konforu üzerindeki ortak etkisi hesaplandı.
Araştırmacılar, Copernicus Climate Data Store’dan alınan CMIP6 projeksiyonlarını kullandı. Veriler, düşük emisyonu temsil eden SSP1-2.6 ve yüksek emisyonu temsil eden SSP5-8.5 senaryoları altında Summer Simmer Index yöntemi ve ArcGIS Pro 3.5.0 yazılımıyla haritalandırıldı.
En büyük kayıp Akdeniz ve Ege’de
En iyimser senaryoda Türkiye’nin ortalama yaz sıcaklığının 2050’ye kadar 2,35 derece, 2100’e kadar ise 4 derece artacağı öngörüldü. Bu senaryoda biyoklimatik konfor alanlarının 2100’de ülke yüzölçümünün yüzde 31,14’ünü kapsaması bekleniyor.
En kötümser senaryoda ortalama yaz sıcaklığındaki artışın 2100’e kadar 7,79 dereceye ulaşabileceği hesaplandı. Aynı senaryoda konforlu alanların payının Türkiye yüzölçümünün yüzde 18,59’una gerileyeceği belirtildi.
Bulgular, en yüksek emisyon senaryosunda Akdeniz ve Ege bölgelerinin termal konfordaki en büyük düşüşü yaşayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre bu değişim kıyı turizminin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilir.
Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri ise daha ılımlı iklimleri nedeniyle yaz turizmi açısından daha elverişli hâle gelebilir. Araştırmacılar, sonuçların turizm sezonlarının, ziyaretçi tercihlerinin ve altyapı yatırımlarının gelecekteki iklim koşullarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Günlük turizm gazetesi


