Türkiye turizmi fiyat, kur ve kaynak pazarlardaki ekonomik gelişmelerin yanı sıra jeopolitik risklere de duyarlı. 2008-2024 dönemini inceleyen akademik çalışma, jeopolitik risklerdeki artışın uzun dönemde turizm gelirleri üzerinde aşağı yönlü bir etkiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Ordu Üniversitesi Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden Aslı Güler’in hazırladığı araştırmanın model tahminine göre, jeopolitik risk endeksindeki yüzde 10’luk artış uzun dönemde turizm gelirlerinde yüzde 2,6 azalışa karşılık geliyor. Kısa dönem katsayısı ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.
“Jeopolitik Risklerin Türkiye’nin Turizm Gelirleri Üzerindeki Etkisi: Fourier ARDL ve LA-VAR Yaklaşımlarından Kanıtlar” başlıklı çalışma, Akademik Yaklaşımlar Dergisi’nde 24 Temmuz 2026’da yayımlandı. Araştırmada 2008’in ilk çeyreği ile 2024’ün son çeyreği arasındaki veriler kullanıldı.
Kriz dönemlerinde baskı artıyor
Araştırmaya göre jeopolitik riskler ile turizm gelirleri arasındaki ilişki her dönemde aynı güçte seyretmiyor. Nedensellik ilişkisinin 2011’de Suriye iç savaşının başlaması, 2015-2016’daki güvenlik sorunları ve darbe girişimi ile 2018’deki diplomatik gerilimler sırasında belirgin biçimde güçlendiği saptandı.
Çalışmada bu durum, turistlerin güvenlik algısının bozulduğu dönemlerde seyahatlerini ertelemesi, alternatif destinasyonlara yönelmesi veya seyahat planlarından vazgeçmesiyle açıklanıyor. Araştırmacı, jeopolitik risklerin turizm üzerindeki etkisinin kısa vadeden çok zaman içinde ve gecikmeli biçimde ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.
Avrupa’daki ekonomik görünüm de belirleyici
Araştırma, Türkiye’nin turizm gelirlerinin Euro Bölgesi’ndeki ekonomik koşullara da yüksek ölçüde duyarlı olduğunu gösteriyor. Euro Bölgesi reel gelir düzeyini temsil eden değişkenin uzun dönem katsayısı 7,58 olarak tahmin edildi. Çalışmada gelir artışlarının seyahat sıklığı, konaklama süresi ve kişi başı harcamaları destekleyerek Türkiye’nin turizm gelirlerine yansıyabileceği değerlendirildi.
Bu bulgu, özellikle Avrupa pazarına yoğun çalışan tur operatörleri, seyahat acentaları ve konaklama işletmeleri açısından kaynak pazarlardaki ekonomik görünümün önemini ortaya koyuyor.
Kur etkisi kısa ve uzun dönemde ayrışıyor
Döviz kuru analizinde ise kısa ve uzun dönem sonuçları farklılaştı. Türk lirasının reel değer kazanmasının kısa dönemde Türkiye’nin fiyat rekabetini zayıflatarak turizm gelirlerini aşağı çektiği; uzun dönemde ise turizm gelirleriyle pozitif ilişki gösterdiği belirlendi.
Araştırmacı bu sonucu, uzun dönemde Türkiye’ye yönelik talebin fiyat hassasiyeti daha düşük ve harcama kapasitesi daha yüksek ziyaretçilere doğru değişebileceğinin bir işareti olarak yorumladı. Çalışmada bunun, düşük fiyat odaklı turizmden kalite, prestij ve yüksek katma değer eksenli bir yapıya yönelimle uyumlu olabileceği savunuldu.
Sektöre öneri: Fiyat yerine pazar ve algı yönetimi
Araştırmanın politika önerilerinde, jeopolitik kriz dönemlerinde yalnızca fiyat indirimlerine dayanan stratejiler yerine pazar çeşitlendirmesi, dijital diplomasi, güvenli destinasyon algısının güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin korunması önerildi.
Çalışmanın sektöre verdiği temel mesaj, kriz dönemlerinde rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil; güven, pazar çeşitliliği, hizmet kalitesi ve destinasyon algısı üzerinden de yönetilmesi gerektiği yönünde.
BelgeMakale
Günlük turizm gazetesi


