Türkiye’de turist rehberliği programlarında öğrenim görenlerin sayısı, 2019–2020 eğitim yılında 11 bin 299 iken 2024–2025 döneminde 17 bin 172’ye yükseldi. Yaklaşık yüzde 52’lik artış, eğitim sisteminden mesleğe yönelen potansiyel insan kaynağının planlanması tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden Beybala Timur’un hazırladığı araştırma, Turizm Akademik Dergisi’nin 9 Haziran 2026 tarihli sayısında yayımlandı. Çalışmada Yükseköğretim Kurulu ile Turist Rehberleri Odaları Birliğinin Mart 2026 itibarıyla erişilebilen verileri kullanıldı.

Araştırmaya göre turist rehberliği programlarından mezun olanların sayısı 2016–2017 döneminde 982 iken 2023–2024’te 2 bin 703’e ulaştı. 2016–2024 dönemindeki yıllık ortalama mezun sayısı yaklaşık bin 959 olarak hesaplanırken son beş yılın ortalaması yaklaşık 2 bin 400’e çıktı.

Potansiyel havuz mevcut rehber sayısıyla karşılaştırıldı

TUREB verilerine göre Mart 2026’da Türkiye’de 10 bin 824 eylemli ve 4 bin 3 eylemsiz olmak üzere toplam 14 bin 827 ruhsatlı turist rehberi bulunuyordu. Eylemli rehber, çalışma kartını alarak mesleği fiilen yürütme yetkisine sahip kişiyi ifade ediyor.

Araştırmacı, 2016–2024 döneminde mezun olan 15 bin 672 kişi ile 2024–2025 döneminde öğrenimini sürdüren 17 bin 172 öğrenciyi bir araya getirerek 32 bin 844 kişilik bir “potansiyel arz havuzu” hesapladı. Bu büyüklük, eylemli rehber sayısının 3,03; toplam ruhsatlı rehber sayısının ise 2,21 katına karşılık geliyor.

Ancak makale, bu karşılaştırmanın kesin bir rehber fazlası olarak yorumlanmaması gerektiğini özellikle vurguluyor. Öğrencilerin tamamı mezun olmayabilir; mezunların tümü mesleğe kabul, uygulama gezisi, ruhsatname ve çalışma kartı aşamalarını tamamlamayabilir. Önceki mezunların bir bölümünün mevcut ruhsatlı rehberler arasında bulunması da potansiyel havuzun bağımsız ve tekil yeni aday sayısı olarak okunmasını engelliyor.

Kanunun etkisini ölçmüyor

Araştırma, 27 Nisan 2024’te yürürlüğe giren 7500 sayılı Kanun sonrasında yoğunlaşan mesleğe giriş ve eğitim kapasitesi tartışmalarını ele alıyor. Bununla birlikte kullanılan yöntem, kanunun öğrenci veya rehber sayılarında değişime neden olup olmadığını ölçmüyor; yalnızca eğitim ve meslek örgütü verilerinden arz yönlü bir görünüm oluşturuyor.

Veri setinde rehberlerin yıllık çalışma günü, gelir düzeyi, mezunların mesleğe geçiş oranı, organize tur hacmi, acentaların rehber talebi ve dillere göre rehber ihtiyacı bulunmuyor. Araştırmacı bu nedenle YÖK, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TUREB, üniversiteler ve meslek örgütlerinin kontenjan, mezuniyet, çalışma kartı, dil yeterliliği ve sektör talebini ortak bir izleme sistemiyle değerlendirmesini öneriyor.